

Herkese merhaba, öncelikle yeni röportajımı Türkiye Kano Federasyonundan Rafting Teknik Komite Başkanı, eski Milli sporcu Hamza Dereci ile yapmaktan mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum. Kendisinin, Extreme Spor Haberleri’nin kuruluşunun başından beri çok destekleyici olduğunu belirtmek isterim ve Rafting sporunun gelişim sürecinde; bizi yalnız bırakmayarak, en ilginç anlarını bizimle paylaşarak, bizi aydınlatmasına hayran olduğumuzu da belirtmek isteriz. Hamza Dereci’nin deneyimlerinden faydalanmak, rafting sporunun tutkunları için gerçek bir ayrıcalıktır. Onun vizyonu ve liderliği, bu heyecan verici sporun daha da geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlamaktadır. Umarım ilerleyen zamanlarda bu alandaki işbirliğimiz daha da güçlenir ve rafting sporunun Türkiye’deki gelişimi adına birlikte daha büyük adımlar atabiliriz.
- Öncelikle seni tanıyalım; Hamza, Raftingden önce neler yapmaktaydın? Hangi üniversiteyi okudun? Bu sporlarla ne zaman tanıştın?
- Öncelikle merhaba Extremesporhaberleri takipçi ve okuyucuları. Benim lise ve üniversite yıllarından sonra sürekli bir Büyükşehir’e gitme hayalim vardı. Altı kardeşten tek erkek olarak ben var olunca, anne babayı bırakıp Büyükşehir’e gitme hayalimi gerçekleştiremedim. KTÜ RMYO Makina bölümü ve Atatürk Üniversitesi Spor Bilimler Rekreasyon bölümlerini okudum. Yüksek lisansımı yarıda bırakmak durumda kaldım. Yaşadığım yerde kendime göre bir dünya arayışına girdim, o dönemlerin Arama Kurtarma ve Doğa Sporları Kulübü olan Dokadak’la tanıştım. Dağcılık, arama kurtarma ve doğa sporlarına merakımız başladı. Sonrasında belediyemizin bünyesinde Rafting botların olduğunu öğrendik, bizde böylece ne olduğunu bilmediğimiz bir branş, nasıl yapıldığını bilmediğimiz bir sporla tanışmış olduk. O zamanki kulüp yöneticilerimize yoğun ısrarlarım sonrasında bir Rafting takımı kurduk. Üç aylık çalışmayla Artvin Yusufeli‘de, Çoruh Nehri’nde Türkiye üçüncüsü olarak Rafting sporuna merhaba demiş olduk.
- Milli sporcu ve şu an ki teknik kurul başkanlığını olma süreciniz nasıl gelişti? Ne kadar süredir federasyonla çalışıyorsunuz?
- Yıllarca emek verdiğimiz bu branşta, ülkede tanınırlığı açısından da büyük emekler sarf ettik. 2001 yılında başlayıp 8-9 yıl içerisinde milli sporcu olabildim. Dünya Şampiyonası’na katılan ilk Türk ekibiz, bu da ayrı bir onur. Bu o dönemki federasyonun imkanlarından ve bu sporun doğru dürüst tanınmamasından da kaynaklı sorunlar yaşanıyordu. Defalarca Türkiye Şampiyonlukları, işte ikincilik olsun üçüncülük olsun, bu duyguların hepsi tattık. Rafting sporunu tanıtabilmek adına festivaller düzenledik, şenlikler düzenledik, birçok organizasyonlara eşlik ettik. Sonraki süreçte mevcut yöntemin yapmış olduğu uygulamalarda bir dönem için Raftinge de küskünlüğümüz oldu. Bir atasözü vardır ya; dere gider kumu kalır, o dere geldi gitti ve kum olarak kaldık. Raftingle küskünlüğümüz olduğu dönemler içerisinde suya hiçbir zaman küsmedik. Kano Federasyonu’nun Akarsu Slalom yarışlarında organizasyon ve yarış güvenliği kısımlarını idare ettim. Uzun yıllar Kano Federasyonu il temsilciliğini yaptım ve Raftinge turistik aktivite olarak devam ediyordum. O sıralarda tasvip etmediğimiz federasyon bakanlık kararıyla kapatıldı, Kano Federasyonu’nun alt branşı olarak Bakanlık tarafından uygun görüldü ve bizim teknik grup başkanı olduğumuz sürecimizde başlamış oldu. İnandığınız doğrudan vazgeçmediğiniz sürece, o doğrular sizi bulur diyebilirim. Federasyonun gururlarında olma sürem; 2011 ve 2024. Bu süreçte Kano Federasyonu’yla yollarımız hiç ayrılmadı, severek ve keyifli çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz.
- Bir takım sporu olan Rafting ile daha bireysel olan Akarsu Kano sporcularının antreman süreçleri arasındaki farkı ve ruhu biraz bizimle paylaşır mısın?
- Aslına bakarsanız Rafting idmanları görüldüğü gibi sürekli bir adrenalin ve coşkun sularda geçmiyor. O yüzden yarış ve turistik inişlerde görmüş olduğunuz adrenalin ve eğlencenin altında yatan, uzun soluklu bir idman programı var. Takım sporu olduğundan ekibin birbirini tanıyor olması, birlikte hareket etmesi ve uyum süreçleri çok önemli. Akarsu slalom konusu için tamamıyla durgun sudan başlayıp, adım adım ilmek ilmek o suyu işleyerek bir yarışçı kıvamına gelmesi, daha da uzun bir süreç.
Rafting branşında, bir yarış sırasında dört disiplin uygulanmaktadır. Bunların üçünden puan alınır, biride yarışta ona avantaj sağlayan kısımdır. Bunlar şu şekilde Sprint, RX, Slalom ve nehir inişi. Bu üç disiplininden farklı farklı puanlar alarak yarışı tamamlarsınız. Akarsu Slalom konusundaysa sadece Slalom disiplini vardır ve sporcuların idman programı buna göredir.

- Karadeniz bölgesindeki Nehir Rehberliği Eğitimlerini düzenliyorsunuz, eğitimler nasıl geçiyor? Neler öğreniyoruz?
- Rehberliği belgesi ile ilgili kısa bir bilgilendirme yapayım; sadece Karadeniz Bölgesi değil, birçok bölgede de rehberlik kurslarımız oluyor. Eskiden halk eğitim üzerinden sadece Rafting Rehberliği adı altında kurslar açılıyordu, fakat gerçek manada bir belge sahibi olunamıyordu. Arkadaşlarla birlikte çalışıp, gereken altyapı ve eğitim programını hazırlayıp, Bakanlığımıza sunduk ve Bakanlıktan onay aldıktan sonra bütün Türkiye’deki Turizm İl Müdürlükleri’ne ve Valiliklere gönderdiğimiz yazıda Rafting tesisi işletecek olan arkadaşların turizm faaliyet bölgelerinde rehberlik yapacak arkadaşların rehberlik belgelerinin olma zorunluluğu geldi. 9 Şubat 2024’te yurtdışından veya ülke içerisinde bu belgeyi verdiğini ima eden kuruluşlardan alınan belgelerin geçersiz olduğu ve bahsettiğimiz tarihten önce alınan belgelerin de federasyonumuza denklik başvurusu yapmaları zorunluluğu getirildi. Öncelikle botta rehberin, diğer kişileri nasıl yönlendireceğini, botu nasıl yönlendireceği olduğu konusu, yüzme becerilerinden suya düşen birinin kurtarma becerisine kadar bütün senaryoları uyguluyoruz. Yani rehberin bottaki diğer altı kişiye veya beş kişiye en güvenli şekilde ve eğlendirerek katıldıkları aktivitenin sorunsuz bir şekilde tamamlamasını öğretiyoruz. Hiç sıfırdan birinin gelip rafting nehir rehberi olabilir mi sorusunun cevabı da, rehberlik bir meslek o yüzden sadece sertifika programına katılarak iyi bir rehber olabilir mi sorusunun cevabı hayır. Çünkü uzun bir deneyim gerekli iyi bir beceri gerekli, bunları kısa bir zaman içerisinde öğrenebilmeleri veya uygulayabilmeleri mümkün değil. Biz birçok arkadaşa kurslarda vermiş olduğumuz eğitimlerin dışarıda bir ders niteliğinde çalışmaları gerektiğini kendilerini geliştirmeleri gerektiğini her defasında vurguluyoruz.
- Bir sporcu milli takıma girebilmek için neler yapmalı? Kendi kulübünüzde ki kadar, güney bölgelerde de çok popüler bir spor, ne sıklıkta güneydeki nehirlerden bu sporcularla çalışıyorsunuz?
- Milli takım seçmesi yapmadan önce, katılacak olduğumuz organizasyonun nehrinin zorluk derecesini baz alarak, ona göre nehirlerde organizasyon düzenliyoruz. Sporcuların başarılarının, spor ahlakıyla birlikte oluştuğunu farkında olarak şu an için katılmış oldukları organizasyonlarda birinci olan takım, takım sporcuların geçmişi ve takımıyla yapmış olduğu çalışmalara kadar idman programlarını inceliyoruz. Ve tüm süreleri kondisyonları incelenerek elimizden geldiğince ülkemizi temsil edecek olan takımı en iyi şekilde temsil etmesi için çalıştırıyoruz. Aslına bakarsanız ülkemizin dört bir yanından organizasyonlarımıza katılan kulüplerimiz var ve bunlar da ülkemizi temsil etme şansına sahip oluyorlar ama yine dediğim gibi her işte olduğu gibi, maalesef ki rafting de doğduğun yer kaderindir diyerek, coğrafya faktörü ile öne çıkıyor. Birçok kulüp idman yapabilmek için başka bir şehre geçerken, Rize bölgesinde gerek deniz gerek akarsu idmanlarını çok rahat bir şekilde yapabilen kulüplerimiz var ve bu da onlara daha büyük bir kazanma şansı veriyor. 2023 yılında katıldığımız organizasyonda Muğla’dan, Düzce‘den ve Rize’den ekipler çıktı. Sadece güney değil ülkenin birçok bölgesindeki sporcular milli takıma girme mücadelesi içerisine girebiliyor.
- Yurtiçi ve yurtdışı yarışlarında sizin için eksik veya geliştirilmeye açık olduğunu düşündüğünüz noktalar neler?
- Yurtiçi veya yurtdışı olarak değil de genel anlamda yakın bir tarihte Olimpiyatlar’ı seyrederken Olimpiyatlar’ın başlangıcından günümüze, herhangi bir branşla ilgili ne kadar yol kat ettiğini görebiliyoruz. Bizim sporda aynı şekilde sürekli yenilikçi ve takip edilir olmak durumunda. Şu anki gerek bizim gerek ve WRF yani Dünya Rafting Federasyonu‘nun yapmaya çalıştığı sportif organizasyonların, olimpiyat standartlarına çıkartılması için bir mücadele içerisindeyiz. Bu konuda da WRF (World Rafting Federation) ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalarımız ve bazı önerilerimiz var. Önümüzdeki süreçte Raftingin Olimpik bir branş olacağı konusunda ümitliyiz. Yurt dışı organizasyonlarıyla bizim ülke içerisindeki organizasyonlarımızı kıyasladığınızda, biz çok daha ileriyiz diyebiliriz.
- Şimdiye kadar kendi kanonuzla geçiş yaptığınız ve en beğendiğiniz akarsu hangisi oldu? Yine yurtiçi ve yurtdışı olarak iki farklı yer alalım sizden.

- Yeni dönem sporcularına göre ben daha şanslıyım, çünkü dünyada Rafting’in başlama noktası olan Çoruh nehrinde hem yarışma, hem de keyifli zamanlar geçirme şansı elde ettim. Barajlardan dolayı o parkurlar artık sular altında.. Çoruh bir numara diyorum.
Yurtdışında ise Gürcistan’ın Kazbegi bölgesinde düzenlenen bir organizasyonda yarışmış olduğum nehir diyorum.
- Peki sizin gözünüzde, akarsuda aktif olarak giderken en tehlikeli anlar ve tehlikeye en çok sebep olan yapılan hatalar neler?
- Öncelikle hiçbir zaman eksik ekipmanla girilmemeli, nehirde sorunsuz olan bir bölgenin olmadığını kabul ederek suya saygıyla hareket etmek gerekir. Ekibine sürekli komutlarla farkındalık yaratmak, nehir oluşumlarını iyi takip edip ona göre hareket etmek gerekir. Aslında tehlike yoktur, tehlikeyi tedbirsizlik doğurur.
- Kayaking olarak geçen Akarsu Kano’da aslında suya düşme ihtimaliniz yok, doğru eğitimle ve deneyimle çok keyifli hatta boğulma tehlikesinin az olduğunu düşündüğüm bir spor olarak görmekteyim, doğru mu düşünüyorum? En çok merak ettiğim konulardan biri: Kürek hakimiyetimi kaybettiğim anda nasıl hayatta kalabilirim?
- Evet zaten oldukça suya yakın bir durumdasınız, olabilecek en kötü durumda Kanomuzun devrilmesi, onun da düzelmesi için eski mo dediğimiz hareketlerle tekrardan düzelme şansınız var. Fakat kürek kontrolünü kaybettiğiniz noktada mücadeleniz daha artacaktır, daha zorlu olacaktır, küreğiniz kaybettiğiniz anda da en yakın noktaya çıkmak için ellerinizi kullanmak zorunda kalacaksınız. Doğru ekipmanla suyun içerisine düştüğünüzde ya da kanınızdan çıkmak zorunda kaldığınızda sizi su yüzeyinde tutacak seviyedeki yeleklerle doğru yüzüş teknikleriyle kıyı noktasına ulaşmanız gerekmektedir. Tabii ki bizim sporda da üzücü haberler aldığımız oluyor özellikle yurt dışından.
- Bana bu sporun mutlaka takip edilmesi gerektiğini düşündüğünüz popüler bir kulüp söyleyebilir misiniz?
- Bu sporu daha iyi takip edebilmek adına doğru teknikleri görebilmek adına birkaç kulüp ismi vereceğim, o kulüplerin takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum; Çaykur ve Ardeşen Belediyesi Spor Kulübü. Bunlar güzel kürek teknikleri olan kulüpler.
Bu harika bilgiler ve kısa sohbetin için çok teşekkür ederim Hamza, buradan senin aracılığınla da bu sporları severek yapan herkese selam göndermekteyim.
– Okuyucularımıza son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?
– Bence herkesin yapması gereken bir aktivite sadece ıslanıp eğlendiğimiz bir alan değil, gerçek manada anlık sorunlarla da nasıl baş edilebilecek olduğunu, yaşamış olduğunuz adrenalinin size normal hayatınızda ne kadar yardımcı olduğunu uzun soluklu bir yaşam içerisinde tekrar tekrar görebiliyorsunuz. Umarım siz de memnun kalmışsınızdır okuyucu arkadaşlarımız da bilgilendirilmiştir. SUYUNUZ BOL OLSUN arkadaşlar.
Seda Cevizli – Ağustos 2024

