Türkiye’nin ilk kadın dağ kayağı rehberinin vefat haberini aldık geçtiğimiz günlerde. Değerli sporcu İsmet İnan; yanında iki Alman turist ile Aladağların zirvesinde dağ kayağı rehberliği yaparken çığ altında kalarak yaşamını kaybetti. Bize de sevdiğimiz, var oldukları için mutlu olduğumuz değerli sporcuların aramızdan ayrılırken, arkalarında bıraktıkları değer yargılarını ve ilhamlarını sahiplenmek kaldı.

Kendi deyimiyle tutkularının peşinden koşan bir kadın olan İsmet İnan, önce hemşireliği sonra dış ticaret alanında olan kariyerini bırakıp hobi olarak başladığı dağcılığı, dağları çok sevince, Dağ Tur Rehberliği olarak yeni mesleği haline getirmişti. Dokuz Eylül Üniversitesi okurken, Yamaç Paraşütü pilotu olmak için eğitim de almıştı ama tamamlayamadan yurtdışına gitmişti. Birçok dağcılık kulübünde yöneticilik ve başkanlık yaparak Alplerden ve yurtdışından gelen kayakçılara Türkiye’deki çeşitli dağların zirvelerinde eşlik ederek, sevdiği işi yapmaya başlamıştı. Profesyonel bir tırmanışçı olarak geleneksel tırmanış sporunda da kadın rehberler arasında en güvenilir isimlerden biriydi. Aynı zamanda ultra maraton koşucusu ve dağ bisikletçisi olan İsmet İnan, dağ koşularında dereceler elde eden bir sporcuydu. Maviş isimli yol arkadaşı köpek dostuyla daha önce gidilmemiş bölgelerde dağ kayağı yapmasıyla anılan bir sporcu. Türkiye de gidilmedik dağ kalmamasına rağmen, maalesef Everest’e çıkma hayalini gerçekleştirmek için para biriktirirken hayatını kaybetmiş bir lider rehber. Ölümünün ardından ise Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde anma gecesi düzenlenen, çok değerli bir tur kayakçısı.
Sevenleri tarafından yapılan bir söyleşide kendisiyle tırmanış yapan arkadaşları tarafından en çok bahsi geçen anısı, sürekli telefonunu kaybetmesi imiş, (söyleşiye; İnstagramda ‘ismetinananısına’ isimli hesaptan Youtube linkinde ulaşabilirsiniz) profesyonel bir dağ kayakçısının en büyük derdi telefonunu kar suyunda bozması olacaktır elbet, geri kalanında ne kadar mutlu bir insan olduğundan bahsedilmekte idi. Antalya da yaşıyor iken, Geyikbayırı en uğrak noktalarından biriymiş. Kendisi bir yazısında ‘Bir Dağ rehberi olarak en zorlandığım konu, dağların, işimin fiziksel zorluğu, kötü hava koşullarında çalışmak, rota bulmak, aşırı soğukta, aşırı sıcakta çalışmak ve kamplarda uyumak değil, en zor gelen şey insan ilişkileri ve grubun uyumunu, enerjisini ve motivasyonunu iyi tutmak diyebilirim.’ demiş, söyleşide ise bu işte de ne kadar başarılı olduğu kendisiyle tırmanış yapmış kişiler tarafından bahsedilmektedir.
Kendisini Türkiye Extreme Spor Haberleri sayfasını kurarken Türkiye’deki tüm ekstrem sporcuları araştırdığım sırada sosyal medyasından tanıdım. Sayfasına ulaştığımda enerjisi hemen dokundu bana ve ne kadar güzel bir kadın dedim içimden, neler yaşanmış, neler başarmış derinleşmeden kendimce takdir ettim ve araştırmalarıma devam ettim. Sayfayı incelerken en çok dikkatimi çeken, daha önce hiç gidilmemiş dağ yollarını açan bir dağ kayakçısının yanında turistler ile zirvede, daha önce hiç duymadığım otellere konuk olmasıydı. Gidilmemiş yollara giden biri, tanınmamış köylerdeki lüksler içinde gezen biri ancak yine de Türkiye için ne kadar değerli. Paylaştığı fotoğraflar ise bir fotoğrafçı gözünden değilse bile, yaşanmışlık olarak harika manzaralar. Sevdiği dağlardan biri olan Aladağlarda hayatını sonlandırması ise manidar. Ne diyelim ki, umarım herkes en sevdiği durumların içindeyken hayatını sonlandırma şansı elde eder.
Kendisiyle şahsi olarak tanışmak çok isteyeceğim, gördüğüm için belki de senelerce etkilenebileceğim bir insan olacağını vefatının ardından anılmalarıyla öğrenebildim. Ne kadar acı değil mi? Sanki gitmeden bana bile uzaktan veda etmiş ve bende varım demiş bir lider rehber hakkında yazdım bu yazıyı. Geçtiğimiz sene çığ altında kalarak kaybettiğimiz İsmet İnan’ında yakın dostu, dağ kayağı rehberi Mustafa Tekin ile arkadaşım Necmi Can Öztoprak’ta da benzeri bir durum yaşamıştım. Necmi ile bir gün fark ile aynı dağda kayak yapmaya gitmişlik hayatını kaybettiği sene. Bu yazıyı yazmamdaki etkenler; kendileriyle de uzaktan da olsa vedalaşmışım hissi, kendilerini çığ altında kalarak kaybetmemizden ötürü içimde oluşan burukluk, doğanın yüceliği ve tehlikenin farkında olsak dai sevdiğimiz spordan vazgeçmemiz..
Seda Cevizli
